AYKUT KÜÇÜKKAYA
Türkiye olağanüstü günlerden geçiyor. Tam 23 yıldır ülkeyi yöneten Tayyip Erdoğan’ın en önemli siyasi rakibi Ekrem İmamoğlu’nun ilk olarak 31 yıl önce aldığı üniversite diploması iptal edildi; sonra çalışma arkadaşlarıyla gözaltına alındı ve tutuklandı. İmamoğlu ve arkadaşları siyasi liderler Selahattin Demirtaş ve Ümit Özdağ’ın tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’ne konuldu. Tüm bu gelişmeler mart ayının son iki haftası yaşandı…
Bu yazıyı pazar akşamı (30 Mart 2025) Münih’te gerçekleştirilen eylemin ardından kaleme alıyorum. Saraçhane’den başlayarak tüm ülkeye yayılan protesto gösterileri Avrupa’yı da sardı. Türkiye’deki protestolarda üniversite gençlik direnişi ön plana çıktı.
Münih’teki üniversitelerde öğrenim gören öğrenciler, Türkiye’deki sıra arkadaşlarının günlerdir devam ettirdiği, AKP rejimine karşı olan protestolara desteklerini göstermek için, gönüllülük esasına bağlı olarak kurdukları Münih Öğrenci Birliği adı altında Odeonsplatz’da buluştu. Türkiye’de süregelen öğrenci direnişiyle dayanışmak için ve yaşanan hak ihlalleri ile tutuklamalara karşı düzenlenen eyleme katılım yüksekti. Seçme seçilme, haber alma haklarına yapılan saldırıları, hukuksuz gözaltı ve tutuklamaları ve polis şiddetini hedef alan protesto, Münih ve etrafındaki kentlerden gelen yurttaşlar tarafından büyük destek gördü.
Öğrencilerin eylemde okudukları metin yaşananların bir özetiydi. Türkçe, İngilizce ve Almanca okunan metin üniversite gençliğinin Münih’ten Türkiye’ye haykırışıydı, çığlığıydı:
“İktidar yüz binlerce insanın sokaklarda olduğunun görülmesinden korkuyor. Gözdağı vermeye çalışıyorlar. Özellikle gençlerin sesinden korkuyorlar! Gençler neye isyan ediyor? Gençler eğitimleri süresince kalabilecekleri güvenli bir yurt bulamamaya, kampüslerdeki polis ablukasına, ucuz ve sağlıklı bir öğün yemeğe ulaşamamaya, okurken bir yandan çalışmasına rağmen geçinememeye, 6 Şubat depreminde olduğu gibi rant uğruna ölüme terk edilmeye, mezun olunca yüz binlerce işsizden yalnızca biri daha olmaya, isyan ediyor. Gençler geleceksizliğe isyan ediyor! Ve işte insanca bir yaşam umudu ve yarını çalınan bu gençlerin sesi bütün bir halka umut, iktidara korku oldu! Biz bu umudun peşinden gitmeye devam edeceğiz! Yapılan tutuklamalar, yapılan gözaltılar ve taraflı medya bizlere boyun eğdiremeyecek, sesimizi duyuracağız! Karşımızda, bu haklı mücadeleyi bastırmaya çalışan gerici bir iktidar var. İktidarın derdi hepimizle ve demokrasiyi koruyan laik cumhuriyetle! Ama biz buradayız! Ve haykırıyoruz: Bu haklı mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz! Çünkü demokrasi arayanlar, adalet isteyenler, geleceğine sahip çıkanlar boyun eğmeyecek! Çünkü kimse size boyun eğmeyecek! Çünkü bu ülkenin halkı, haklarına sahip çıkacak! Ve biz kazanacağız! Türkiye’de hukuk ve medya bağımsızlığı sağlanana kadar taraflı davranan her kurum ve kuruluşu boykot edeceğiz. Ya tarafsız olacaklar ya da tarafsız olacaklar! Gücümüzü her alanda hissedecekler! Bizler Münih’te yaşayan gençler olarak bu sürecin sonuna kadar takipçisiyiz! İktidarın bize boyun eğdirmesine izin vermeyeceğiz. Görüyoruz, korkuyorlar. Orantısız bir şekilde saldırıyorlar. Bunlar çaresizliklerinin sonucu. Ama bilsinler ki karşılarında çok kararlı, çok cesaretli, çok umutlu gençler var. Bugün bazı arkadaşlarımız gözaltına alınmış olabilir, ama biz gençler, onların yerine de mücadelemizi sokaklarda ve dünyanın dört bir yanında sürdürmeye devam edeceğiz. Kararlılığımızı, cesaretimizi ve irademizi asla hapsedemezler!”
Pankartlarıyla, bayraklarıyla, sloganlarıyla, Fenerbahçe formalarıyla alana gelenler üniversite gençliğiyle ne kadar gurur duysa azdır. Münih’te üniversite gençliğinin söylediği gibi, “gençlerin sesi bütün bir halka umut, iktidara korku oldu! Biz bu umudun peşinden gitmeye devam edeceğiz!”